Connect with us

Ekonomi Haberleri

M. Engin Özturan: Pandemi sonrası tüm fiyatlar ikiye katlandı

Published

on

Tüm dünya ülkelerini ve piyasalarını etkileyen kovid-19’da aşılama sürecinin hızlanmasıyla birlikte normale dönüşlerde hızlanıyor. Kovid-19 küresel anlamda tüm sektörleri etkilerken özellikle taşımacılığı taşımacılık özelindeyse deniz ticaretini büyük ölçüde etkiledi. Küresel pandeminin Türk ve dünya denizciliğini nasıl etkilediğini Cunda Denizcilik’in sahibi M. Engin Öztüran ile konuştuk. Özturan, pandemi başında denizciliğin kısıtlamalar ve karantina uygulamaları nedeniyle sekteye uğradığını belirtirken bu etkinin sene başından itibaren kırıldığını yerini hızlı bir yükselişe bıraktığını söyledi. Özturan, “Pandeminin yoğun zamanında yapılamayan ticarette biriken para 1.5 sene daha yoğun bir şekilde kullanılacak ve olumlu etki devam edecek” dedi.

Küresel pandemi başlangıcını, içinde bulunduğumuz normalleşme sürecini ve pandemi sonrası olabilecekleri yorumlayan Özturan, Türk denizcilik sektörü ve küresel denizcilik için yaşanan sıkıntıları da anlattı.

İLK BAŞTA BİR ÇOK GEMİYİ LAĞVETTİK”

Pandemi başlangıcında büyük sıkıntılar yaşandığını belirten Engin Özturan, daha sonra bu etkinin olumlu yönde geliştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

Pandemi 2019 yıllarının sonuna doğru büyük bir darbe vurdu. Hatta 2020‘nin ilk yarısı bütün denizciler oldukça zorlandı. Limanlara giriş çıkışlar zorlaştı. Karantina süreçleri ve kovid vakası olan gemiler limanlara alınmıyordu bu da işleri sekteye uğrattı. Biz de ilk 8-9 ay birçok gemiyi lağvettik. Bu süreçte tüm dünya ve sektörler gibi biz de inanılmaz bir negatif etkiyle karşılaştık. Daha sonra 2021’in başında normalleşmeler başında 1.5 sene ticarette kullanılmayan para birden deniz sektörüne büyük bir artı etki yaptı. Bu etki hala devam ediyor.

Bu artı etki özellikle konteyner ticaretinde ön plana çıktı. Oradan başlayarak diğer alanlarda da etkisini gösterdi. Şu an sadece tankerlerde sıkıntı mevcut. Tanker piyasası bir düşüş gösteriyor. Mevcut durumun 1-1.5 sene daha bu şekilde devam edeceğini düşünüyoruz. Çünkü ticaret şu an çok hızlı. Pandemi sürecinde oluşan boşluk önümüzdeki zamanda dolacak.

KONTEYNERDE FİYATLAR İKİYE KATLANDI

Uluslararası ticaret gündeminde uzun süre kendine yer bulan konteyner sıkıntısını da değerlendiren Özturan, pandemi başına oranla şimdi azalmış olsa da konteyner sorunları yaşandığını belirterek, “Konteyner ticareti yapan navluncular sorun yaşıyor” dedi.

Özturan şöyle devam etti:

Türkiye‘de de konteyner sıkıntısı yaşandı. Özellikle ithalat ihracatta bu sıkıntı göründü. Konteyner özel hammadde ile üretiliyor. Bu alanda talep artınca sıkıntı haliyle piyasaya yansıdı. Şu an hala konteyner bulmakta ve konteyner ticareti yapmakta navluncular sıkıntı yaşıyorlar.

Bu armatörlere olumlu yönde etki ediyor. Şöyle bir örnek vermek gerekirse Batı Afrika hattında 3000-3500‘e giden konteynerler şu an 6000-7000 dolarlara gidiyor. Aynı zamanda bu durum gemi kiralama bedellerine de etki etti. 1100 TEU’luk gemilerin günlük ücretleri de iki katına kadar çıkmış durumda. Bunun bu kadar yükselmesi gemi kiralayanları da gemi almaya itti. Bu süreçte büyük konteyner taşıması yapan bazı firmalar 2-3 konteyner gemisi aldılar. Konteyner ticareti çok hızlı oluyor bu zamanlarda.

Sırasıyla tüm alanlar bundan etkilendi aslında. Kuruyük gemileri de bundan etkilendi. Kuruyük piyasaları 2008’deki seviyeye yaklaşıyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi tankerler hariç tüm taşımacılık faaliyerleri kovid sonrası iyi durumdalar. Tüm armatörler kovid sonrası pozitife dönen etkide iyi işler yapıyorlar.

RUSYA LİMANLARI YAVAŞ YAVAŞ AÇILIYOR”

Kendilerinin Rusya‘da nehir ticareti ve dökme yük işi yaptıklarını belirten Engin Özturan, pandemi başında hububat ürünlerinin ihracının Rusya tarafından durdurulduğunu fakat şimdi açıldığını belirterek “Rusya’da olacak büyük ihracat armatörleri olumlu yönde etkileyecek dedi. Özturan sözlerine şu şekilde devam etti:

Bizde 20 tane nehir gemisi var. Uzun yıllardır orada nehir ticaretindeyiz. Pandeminin başında Rusya ticareti durdurdu. Oradan genellikle tahıl ürünleri geldiği için pandemi uzarsa kendilerine yetip yetmeyeceğini düşündüler. Bu nedenle ellerinde bulunan hiç bir malı göndermek istemediler. Ticarete kota ve vergi getirdiler. Şimdi yavaş yavaş açılıyor. Vergiler kaldırıldı. Bunun akabinde ticaret yine inanılmaz bir şekilde arttı.

Temmuz 15‘den sonra orada yeni hasat çıkacak. Rusya‘da büyük miktarda hububat ihracı başlayacak. Buradan gelen hububatın en büyük alıcısı Mısır sonra da Türkiye. Mısır’da da savaş bitip ticaret başlayınca Mısır limanları da aktif bir duruma geçti. Rusya’da bu sene olacak büyük ihracat armatörleri de olumlu yönde etkileyecek. Bu sene Türkiye‘de kuraklık kaynaklı buğday problemi de bulunuyor. Normalde her sene 10-12 milyon ton buğday ithal ediyor. Bu sene 7 milyon ton kadar daha açık var.

İthal edilen bu buğday tabi bizim ekmeğimizde kullanılmak için değil. Kendi gereksinimlerimizi karşılayacak düzeyde üretimimiz var. Fakat Türkiye makarna ve un ihracatında bazen ilk bazen ikinci sırada oluyor. Bu ihracatı da genelde Rusya’dan alınan buğdayla yapıyor. Alınan buğday Arap ülkeleri ve bir kaç ülkeye daha un ve makarna olarak satılıyor.

NAVLUNLAR AÇILMADAN 15 DOLAR ARTIŞ YAŞANDI”

Kendi marketimden bahsedecek olursam Rusya bu sene sadece 85 milyon ton buğday üreteceğini açıkladı. Bu da çok büyük bir miktar aynı zamanda geçen seneden ellerinde kalan 10 milyon ton buğday var. Yani sadece 100 milyon ton buğday var. Geçen sene 50 milyon ton ihraç etmişler bu sene bu miktarın 70 milyona kadar çıkmasını bekliyorum. Bunun yanında mısır, arpa ve yem gibi ürünler de var. Elindeki malı da çıkarmak zorunda çünkü silolar dolu. Durumdan buradaki armatörler de iyi yönde etkilenecekler. Navlunlar açılmadan 15 dolar kadar artış var.

ÇELİK PANDEMİDEN SONRA 2.5 KAT DAHA DEĞERLİ”

Dökme yüklerden çelik hem navlun olarak hem de fiyat olarak çok fazla etkilendi. Navlun fiyatının artması çeliğin reel fiyatını da artırdı. Çelik şu an pandemi öncesi halinde 2.5 kat daha değerli durumda. Gemi sacından örnek vermek gerekirse geçen sene 600-700 dolara aldığımız sac şimdi 1400-1500 dolar civarında. Pandemiden sonra her şey bu kadar arttı diyebiliriz. İki seneye yakın neredeyse hiç ticaret olmadı. Herkes parasını tuttu. Şimdi o para tüm sektörlere etki edecek. Pandemi bizi sağlık açısından ne kadar kötü etkilediyse başta deniz sektörü olmak üzere tüm taşımacılık sektörlerini o kadar da iyi yönde etkiledi. Türkiye özelinde buna bakacak olursak, denizlerle çevrili bir ülkeyiz coğrafi konum olarak da bu konuda gelişmeye açığız. Hem limanlar hem de armatörler bazında iyi etkilendi.

HALA BİR DENİZCİLİK BAKANLIĞIMIZ YOK”

Türk armatör sayısını ve Türk denizciliğinin gelişimini de değerlendiren Engin Özturan, Türkiye için armatör sayısının az olduğunu söyledi. Aynı zamanda bir Denizcilik Bakanlığı‘nın kurulmasının önemini de vurgulayarak, “Denizcilik sektörü ülkeden bir şey götürmezken çok şey getiriyor. Bu bakımdan incelendiği zaman ülkenin lokomotifi olabililecek bir sektör” dedi. Özturan şöyle konuştu:

Bizde armatör sayısı denizlerimize oranla az. Bunun gelişmesi lazım. Son 10 yıldır armatör sayısı biraz arttı Türkiye’de. Bu yine de yeterli değil. Burada filoların genişletilmesi gerekli. Bu konuda devletin de destek olması lazım. Mesela hala bir Denizcilik Bakanlığımız yok. Yunanistan‘a ve diğer Avrupa ülkelerine bakın mesela hepsinin bakanlıkları ve vergi avantajları var. Bunları devletimizin biraz daha desteklemesi lazım. Biz de bu şekilde büyür ve dünya ticaretinde daha etkili oluruz. Türkiye denizciliği diğer ülkelere oranla geride kalıyor bu konuda. Bir firmamız var ama daha büyük tonajlara ulaşmamız gerekiyor. En azından bu bölgeye hükmetmemiz lazım.

Denizcilik Bakanlığı‘nın neden kurulmadığı hakkında inanın hiç bir fikrim yok. Hiçbir götürüsü olmayan sadece getirisi olan bir sektör denizcilik. Burada bir çok insan istihdam ediliyor. Mesela ülkemizde dünyada bulunan sayılı tersaneler var. Tersane konusunda hem yeni gemi inşada hem tamiratta bölgeye hakimiz. Tersanelerimiz kendilerini bu konuda çok geliştirdiler. Denizcilik çok geniş bir sektör denizciliğe sadece armatörlük olarak bakmamamız lazım. Altında onlarca başka iş alanı var. Karadeniz, Marmara ve Ege denizleri bize ait. Limanlarımız da kendilerini çok geliştirdi. İskenderun limanına son gittiğimde hayran kaldım. Özellikle Arap ülkelerine büyük bir ticaret var. Devletimiz şimdi de destekliyor fakat daha da desteklenebilir. Dediğimiz gibi dışarıya bir şey götürmüyoruz. Biz hep ülkemize getiriyoruz. Paramız kendi ülkemizde kalıyor. Tersanelere büyük gemi gelince bu değer ülkede kalıyor. Armatörler de aynı şekilde tonaj ne kadar büyürse yurtdışında toplanan tüm navlunlar ülkede değerleniyor. Bizim tüm yatırımlarımız ve istihdamımız kendi ülkemizde. Denizcilikle uğraşan herkesin ortak sıkıntısı bir Denizcilik Bakanlığı diyebiliriz. Denizcilik sektörüne bağlı olan alanları liste yapsak kalem kalem bitiremeyiz.

Continue Reading
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.