Connect with us

Röportaj

İlk Türk Kadın Uzakyol Başmühendisi Deniz Özkan: Başarımız sayesinde kadın stajyer bile kabul etmeyen şirketlerde zabitlik yaptık

Published

on

İş dünyasında kadınlar kabul görmenin zorluğunu her dönem ve her sektörde yaşıyor. Sadece erkeklerin çalışabileceği düşünülen sektörlerden biri de denizcilik. Denizcilik de bu anlayış ilk Türk Kadın Uzakyol Başmühendisi Deniz Özkan ve denizcilik sektöründeki birçok kadın tarafından yıkılıyor. Denizcilik sektöründe kadınların yer edinemeyeceği görüşünün aksini kanıtlayan Özkan, sektörde süregelen yargıları ve bu yargıların nasıl kırıldığını Filika Haber’e anlattı. Özkan sektöre ilk girdiği zamanlarda kadın stajyerlerin dahi kabul edilmediğini söylerken kadınların sektördeki başarıları sayesinde bu durumun değiştiğini söyledi.


Toplumun kadınlara biçtiği rol evden çıkmasını engelliyor. Kadınlar biçilen bu rolden daha fazlası olduklarını her geçen gün kanıtlamak için mücadele ediyor. Bu durumun en güzel örneklerden biri de Deniz Özkan. “Kadın gemiye uğursuzluk getirir” yargısını başarısıyla yıkan Özkan, Türkiye’nin ilk kadın Uzakyol Başmühendisi ünvanını taşıyor. Kadınların çalıştığı sektör fark etmeksizin iş yaşamında başarılı olacağını bize gösteren Özkan, denizcilik sektöründe karşılaştığı yargıları ve üstesinden nasıl geldiğini Filika Haber’e verdiği özel röportajda anlattı.

Deniz hanım öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

22 Mayıs 1980 İstanbul doğumluyum. Doğma büyüme İstanbulluyum. Baba tarafım Karadeniz anne tarafım Tatar kökenli. Bir ağabeyim var. Tüm eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Önce karada çalışmaya başladım akabinde gemi hayatım başladı. 2016’nın sonuna doğru gemi hayatıma ara vermek durumunda kaldım şu anda 4 yaşına yaklaşan ikiz çocuklarımla ilgileniyorum.

Başmühendis Deniz Özkan


Denizciliği seçme nedeniniz neydi? Çevrenizden nasıl yorumlar aldınız bu seçiminizde?

Adımın Deniz olmasına kadar denizi seven bir aileden geliyorum. Ben de öyleydim hep denizle iç içeydim ama meslek olarak hiç düşünmemiştim doğrusu. Üniversite tercihlerimde de aslında bir tercih hatası sonucu İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki bölümüme yerleşmiş bulundum. Bu bakımdan ilk sene adaptasyon sağlama konusunda sıkıntı yaşadım. Staja çıktığım zaman bu mesleği yapabileceğimi, bu mesleğin ve hiyeraşik düzenin başta zor gelse de gemideki halinin hoşuma gittiğini ve yapabileceğimi fark ettim.
Ailem her zaman destek oldu. Zor olduğunu biliyorlardı, korkuyorlardı da buna rağmen hep destek oldular. Arkadaşlarım ailemin çevresi baskın karakterimi bildiklerinden benim de var olan hiyeraşik düzeni anlatmamdan kaynaklı bana yapamayacağımı söylüyorlardı. Zorlanmadım değil tabii. Çok olmasa da kendimi törpüledim. Ama sonunda başardım.
Sektörde kadın yoktu, ilk kadınlar bizler olacaktık. Dolayısıyla bir korku vardı. “Nasıl yapacaksın? Nasıl olacak? Gemide tek kadın sen mi olacaksın? Nereye gideceksin? Kaç gün kara görmeyeceksin? Limana ne zaman varacaksın?” tarzında sorular ve endişeler hakimdi etrafta. Çok şükür ki bir sıkıntı yaşamadık.

Şu an yaptığınız başmühendislik görevini nasıl anlatırsınız?
Yüzen bir tesis olarak düşünürsek gemiyi;o geminin ekipmanları,teknik donanımı,onarımı,teknik ekibi ve daha fazlasını kordine eden bir makine ekibi var bu ekibin de başında başmühendis var. Hem kadrosunda bulunan zabit ve personeli idare etmek onlara gerekli yükümlülükleri pozisyonlarına göre vermek zorunda hem de ekipmanların bakımını onarımını tutumunu yapabilmek zorunda. Tabii bu bahsettiğim görevleri de gemi seyir halindeyken az kişiyle maksimum verimle gerçekleştirmesi gerekmekte.

“Okula kadın öğrenci girmesini istemiyorlarken gemiye almayı düşünmüyorlardı bile”

Okul ve staj hayatınız nasıl geçti?
Okul hayatı ilk sene zordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Tuzla Kampüsü’ne ilk geldiğimizde haliyle 650 erkek öğrenci vardı. Hiçbir kadın öğrencinin girmediği okula biz altı kadın girmiştik. Dolayısıyla bir yadırgama, kabullenmeme söz konusu oldu. Biz azimliydik, inançlıydık ve korkusuzduk da. O aşamaları geçtik. Stajlarımızı tamamladık başarıyla döndük, hepimizin hakkında çok olumlu dönüşler vardı. Sonrasında bizi kabullenmeye başladılar. Onlar bizim ortamımıza alıştı biz onların ortamına alıştık derken bir arada yaşayabilir duruma geldik. Bizden sonra da zaten gitgide kontenjanlar arttı. Kampüste bizden başka kız görmezken sayımız çoğalmaya başladı. Onlar da kabullendi. Böylelikle bu düzenin içinde yer almış olduk. Çalışma hayatında ise staj yeri bulmakta bile zorlanmıştık. Okula kadın öğrenci girmesini istemiyorken gemiye almayı düşünmüyorlardı bile. Kadın stajyer almıyoruz diye kapılarına yazılar asıyorlardı. Ama sonra başarılarımızla kendimizi kabullendirdik. Kapılarına yazı asan şirketlerde zabit olarak görev aldık başarılarımız sayesinde.

Denizciliğin en zor yanlarından biri de mesafeler diyebiliriz. Söz konusu mesafeler sizin önemli zamanların dışında kalmanıza neden oldu mu? Olduysa bu sorunu nasıl aştınız?
Oldu tabii. Öyle ki ağabeyimin düğününde bulunamadım. Ancak yapabilecek bir şey yoktu. İnebilecek durumdaydım aslında ama denizcilik sektörü bu aksilikler olabiliyor. Bir de kardeşim diyebileceğim birlikte büyüdüğüm kuzenimin düğününde bulunamadım. Çok ağlamıştım. O sıra Kolombiya açıklarından geçiyorduk. Düğün için bulundukları otele faks çekmiştim ve oncasının içinden bir tek benimki ulaşmıştı onlara. Orada olamamak bize çok duygu dolu anlar yaşatmıştı. Çok sevdiğim bir aile büyüğümüzün cenazesine katılamadım. Ben gemideyim çok üzülürüm diye bana söylememiş ailem. Yaklaşık iki ay sonra yine gemideydim öğrendiğimde. Çok üzülmüştüm ama böyle durumlar olabiliyor çok fazla insan yaşıyor bunu. Birinci dereceden yakınının cenazesine gidemeyen, kendi bebeğinin doğumuna erken doğum nedeniyle yetişemeyen çok insan var.

“Sürekli kendimizi ispat etmeye çalışıyoruz”


Toplumda bir çok meslekte olduğu gibi denizcilikte de ataerkil bir tutum söz konusu.Siz bu tür tutumlarla karşı karşıya geldiniz mi? Bu tutumlar sizin motivasyonunuzu nasıl etkiledi?


Her sektörde olduğu gibi burada var. Karşılaştım ben de tabii. Tüm sektörlerde kadınlar ne yazık ki azınlıkta. Bir araştırmada yönetici kadın oranı %18 idi. Tabii motivasyonumuzu biraz düşürüyordu bu tutum. Ama hep önümüze baktık bizi etkilemesine izin vermedik. Bu tutum bizi hırslandıran, kamçılayan bir şeye dönüşmüştü. Ama tabii sürekli kendini ispat etmeye çalışmak da bizi biraz yordu. Mesleğe tam olarak adapte olmuş halinizde bile limanda sizi gören biri aklından olmuş ama nasıl olmuş tarzında sorular geçirebiliyor. Benim gemilerde çalıştığımı, başmühendis olduğumu duyan yeni tanıştığım insanlarda bile bir inanmama durumu söz konusu. Sürekli kendini ispat etmeye çalışıyorsun ve yoruluyorsun.

Aklınızda kalan sizi hırslandıran bir anınız var mı?
Stajyer olduğum zamanlar mobbinge maruz kalmıştım. Artık son seferim son stajımdı ayrılacaktım yani. Yaşı ilerlemiş aslında sektörden de olmayan, formasyonla gemilere çıkan bir dördüncü mühendis vardı onun mobbingine maruz kalmıştım. Psikolojik olarak beni bitirmeye çalışmıştı. Çok zorlanmıştım ama beni tanıyan insanlar beni uzak tutmaya çalışarak son dakika stajımı yakmamamı sağladılar. Benden sonra da aynı insan tarafından başka insanlar sıkıntı yaşayınca kendinin şirketle ilişkisi kesilmişti. Hayırlı da oldu bu sektör için.

“Hem karada hem denizde kadın istihdamı sağlanmalı”

Bu cinsiyetçi yaklaşımın ve önyargının kırılması için ne yapılabilir sizce?
Daha çok kadın istihdamı gerekli hem karada hem denizde.Halihazırda gelenler var zaten.Onların yolu açılmalı. O kardeşlerimiz de pek güzel işler yapıyorlar.Denizcilikte de yan dallarında da daha çok kadın istihdamı sağlamalı şirketler. Onları biraz daha motive etmek ,önlerine engeller koymamak, terfi sürecinde heves kırmamak gerekli. Bir çok arkadaşım var tüm aşamaları tamamlayıp kaptanlığa gelince sıkıntı yaşadılar mecburen de şirket değiştirmek zorunda kaldılar.


Türkiye’de bir kadın denizci olmak sizin için ne ifade ediyor? Artı ve eksi yönleri neler?
Ben denizci bir kadın olmaktan çok memnunum. Denizde çalışmaktan çok mutluyum. Denizi sevdiğim için bana, ruhuma daha iyi daha rahat geliyor. Artı yönlerini görüyorum ben denizin. Eksi yönleri de yine dediğim gibi bir vardiya mühendisinin yapabileceği iş neyse bunu kadın vardiya mühendisi yaptığında normal karşılanmalı.

2.Mühendis Sezai Özkul- Başmühendis Deniz Özkan- 3. Mühendis Gökhan Kaya

“Sizi kararlılık ve cesaret bir adım öne taşır”


Denizcilikte ulaştığınız mertebede pozitif ayrımcılığın bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Hayır uğramadım. Önümüzde her zaman engeller vardı. Okula başlarken, staja çıkarken ve sonrasında. Ama başarılı değilseniz bu mesleği yapacak kabiliyetiniz yoksa bir yerde önünüz tıkanıyor zaten. Cesaretiniz, kararlılığınız, başarılarınız sizi bir adım öne götürüyor. Tabii ki sıkıntılar yaşıyorsunuz ama bir süre sonra şirketinizle de kurduğunuz güven ilişkisiyle yukarı doğru çıkmaya başlıyorsunuz.

Denizcilik ve evliliği bir arada düşünmek sektör dışından biri için zor kabul ediliyor. Sizin için nasıl? Denizciliğin evliliğinizi etkilediğini düşünüyor musunuz?
Ben şanslıyım ki eşimle aynı mesleği yapıyorum. Eşim de uzakyol gemi kaptanı. Uzun yıllardır beraberiz. Ayrı kaldığımız çok zaman oldu aynı meslekten olmamıza rağmen. Denizci eşi olmak nasıldır onu biliyorum yani. Yolcu olarak da eşimin yanına gitmişliğim var. O da benim yanıma geldi. Bu tecrübeleri edindik. Sektör dışından birinin bir denizciyle beraber olması nasıldır az çok anlayabiliyorum. Onlara hak da veriyorum. Bazen ben anlatmaya çalışıyorum. Operasyonel olarak içlerinde olmadıkları bir durumu anlamakta güçlük çekiyorlar çok haklı olarak. Ya da eşleri yeterince anlatamıyor. Ben yeri geldiğinde anlatmaya çalışıyorum. Sosyal medyada denizci eşlerinin yaptığı paylaşımları gördüğümde bazen ben de dayanamıyorum yorum yapıyorum, yol göstermeye onları rahatlatmaya çalışıyorum bir şekilde. Dışarıdan gerçek olmayan bizim”denizcilik mavrası” dediğimiz çok şey söyleniyor. İnsanlar da ister istemez şüpheye düşüyor.

Deniz Özkan -Engin Özkan


Çocuk sahibi olmak mesleğinizi nasıl etkiledi?
Ben hamile olduğumu öğrendikten sonra gemiye ara vermek zorunda kaldım. Öncesinde yaşadığım sağlık problemlerinde dolayı riskli bir gebelik yaşıyordum. Sürekli istirahat halinde olmam gerekiyordu ama hiç bana uygun bir şey değildi. Çok şükür ki bir sıkıntı yaşamadan atlattım gebeliğimi. O durumdayken gemide çalışmam da mümkün değildi. Çocukların doğumundan sonra da eşim de denizci olmasaydı belki bir işbölümü halinde mesleğe devam edebilirdim. Ancak yine benim mesleğim karadaki şartları da çalışmama müsaade edecek kadar esnek değil. Ben de onların daha sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri için mesleğe bir süre ara verdim. Bu yaşlarına bir daha gelmeyecekler ve bana ihtiyaçları var.

Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?
Çocuklarla ve eşimle birlikte gemiye çıkmak istiyorduk. Planlar yapılmış adımlar atılmıştı. Ancak pandemi araya girdi bu yüzden planlarımızı gerçekleştiremedik. Çocuklarımın okul hayatları yeni yeni başlıyor. Benim de kafamda yaptığım bazı planlar var ama gemide değil. Gemide olmasını çok isterdim mesleğimi çok seviyorum ama şu anki süreçte çok mümkün gözükmüyor.

“Çocuklarımı deniz sevdalısı yetiştireceğim”

Çocuklarınızı denizci yetiştirmek ister misiniz?
Denizci olup olmamak onların kararı. Ama ben onları deniz sevdalısı olarak yetiştireceğim bundan eminim. Denizi çok seviyorlar. Bir kaptan ve bir başmühendisin çocukları olmalarından ötürü denizin şartlarını bilerek görerek büyüyorlar. Bunlar onları nasıl etkiler hafızalarında nasıl yer edinir bilemiyorum. Şu an oyun oynarken kendilerine denizci rütbeleri veriyorlar ama yaşları çok küçük. Büyüdüklerinde ne olur bilemem. Ben isterim tabii denizci olmalarını. Tatmini yüksek ve özgür bir meslek bana göre.

“Kendinizi geliştirin ve sakın vazgeçmeyin”

Son olarak denizciliğe adım atan kadınlara ne söylemek istersiniz?
Önlerine tabii ki engeller çıkacak hep söylüyorum. Bundan önce çıktığı gibi bundan sonra da çıkacak. Vazgeçmesinler, kendilerine güvensinler, içlerindeki enerjiye inansınlar ve ellerinden geldiğince kendilerini donatsınlar. Pek çok dünya ülkesine gidecekler. Dillerini geliştirsinler, makine üzerine çalışıyorlarsa çizim programları ya da yazılım programları öğrensinler. Yani demek istediğim sadece üniversitenin lisans programıyla kalmasınlar. Kendilerini geliştirebildikleri kadar geliştirsinler. Bu çalışma hayatında çok zor olduğu için öğrenciyken yapsınlar.

Continue Reading
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir