Connect with us

Güncel Haberler

Tümamiral Yaycı: Serseri mayınların hesabı sorulmalı

Published

on

Karadeniz açıklarında risk oluşturan, boğazları tehdit eden serseri mayınların tehlike boyutuna değinen emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Ukrayna’nın uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiği bu sorumsuzluğunun savaş suçu olduğunu belirterek, “Mayınlar Türkiye’ye ağır mali bedel ödetiyor, bunun hesabı sorulmalı” dedi.

Rus donanmasının Karadeniz açıklarından Odessa Limanına çıkartma yapmasını engellemek için döşenen mayınlar serseri mayın haline gelerek, başta tarafsız ülkelerin kıyı güvenliği olmak üzere deniz ticaretini de tehdit ediyor. Türkiye kıyılarına kadar gelen bu mayınların sürüklenme hızı ortalama olarak hesaplandığında savaşın 14. gününde denize bırakıldığını aktaran Topkapı Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi, emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Ukrayna’nın Lahey Sözleşmesi’nin 7. protokolünün ihlal ettiğini belirterek, “Demirli mayın döşenmesinin bile belli kuralları var. Ukrayna mayını kendi liman önlerine döşese dahi tarafsız ve sivil ticaretin güvenliği için koridorlar bırakmalıydı. Serseri mayınlar yüzünden boğaz güvenliği de tehdit altında. Dünya açısından da kritik durum söz konusu. Bu nedenle Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne, Uluslararası Adalet Divanı’na ve BM’ye suç duyurusunda bulunulmalı” dedi.

Mayınların denize bırakıldıktan 20 gün sonra Türkiye kıyılarına geldiğini ifade eden Cihat Yaycı, “3 mayın bizde bir mayın da Romanya’da tespit edildi. Bizim yaptığımız çalışmalara göre bu mayınların ağırlıkları ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verileri dikkate alındığında Tuna Nehri’nin etkisiyle İstanbul Boğazı’na doğru gelmesinin saatteki hızı 0.5 ila 1 mil arasındadır. Rüzgar arkadan geldiği zaman bu hız daha da artabilir. Biz ortalama 0.7 mil olarak bir hesaplama yaptık. Bu hesaba göre 20 günde kıyılarımıza ulaşmış oluyor. Yani ilk mayını biz 26 Mart’ta tespit ettiğimize göre 6 Mart’ta yani savaşın 14. gününde bu mayınların kopmuş ya da bırakılmış olduğu anlaşılıyor. Son bulunan mayın 5-6 Nisan arasında kıyılarımıza ulaştı bunun da sebebi lodos fırtınasıdır. Lodos nedeniyle mayınlar kuzeye doğru itilmiş oldu. Lodostan sonra o itilmiş mayınlardan arta kalanlar üzerimize doğru gelemeye başladı ”diye konuştu.

“Mayınları Ukrayna’nın bıraktığı ortada”

Ukrayna’nın mayınları ‘milislerin bırakmış olabileceği’ açıklamasını değerlendiren Yaycı, Rusya’nın bu mayınları bırakmış olmasının hiçbir mantığı yok. Çünkü Ukrayna kıyılarına kendisinin yaklaşmasını önleyecek şekilde neden mayınlama yapsın. Bir diğer durum da niye Karadeniz’e mayın bırakarak, kendi ticaretini önlesin. Rusya hem ham petrol hem enerji hem de tahıl ve diğer ihraç ve ithal ürünlerinin ulaşımını deniz yoluyla sağlıyor. Yani mayınlar en çok da Rusya’nın deniz ticaretini ciddi anlamda etkiler. Ayrıca Ukrayna’nın bir savaş gemisi yok. Rusya neden Ukrayna’yı engellemek için denize mayın bıraksın. O nedenle bu mayınları Ukrayna’nın bıraktığı ortada” şeklinde konuştu.

“Ukrayna uluslararası sözleşmeyi ihlal etti”

Mayınlar konusunda Lahey Sözleşmesinin 7. protokolünün ihlal edildiğinin aktaran Yaycı, “Ukrayna’nın tarafsız, sivil ve ticari gemilere ve insanlara hiç bir şeklide zarar vermeyecek şeklide bu mayınları döşenmesi gerekirdi. Kendi liman önlerine döşese dahi tarafsız ve sivil ticaretin güvenliği için koridorlar bırakmalıydı. Mayınların kopması ya da serbest bırakılması durumunda ise etkisiz hale getirmeleri lazım. Bir de bu mayınları etkisiz gibi göstermeye çalışanlar var. Bu mayınların imha edildiğindeki sesi duyanlar zelzele oluyormuş gibi hissettiklerini söylediler. Böylesine tehlikeli bir durumu küçümsemek doğru değil” dedi.

Boğazlar tehdit altında

Mayınların boğaz girişini tehdit ettiğini kaydeden Yaycı, “Gerekli tedbirler alınıyor. Ancak bu tedbirler yüzde yüz emniyet sağlar diye bir durum yok. Bu mayınlardan bir tanesi boğazın içine girmiş olsa hem can kaybına hem mal kaybına hem de endişeye neden olur. Ham petrolün yüzde 2 buçuk, üçünün bizim boğazlarımız yoluyla dünyaya sevk edildiğini düşünürsek, dünya açısından da kritik durum söz konusudur. Boğazda patlayıcı yük taşıyan gemilerden biri mayına çarparsa çok büyük tehlike olur” ifadelerinde bulundu.

“Gerekli tedbirliler alınıyor”

İlk olarak İstanbul Boğazı’nın emniyete alınması gerektiğini aktaran Yaycı, “Mayınlar kolay kolay tespit edilemiyor. Bizim mayın avlama gemilerimiz ancak 600 metrede bu tespitleri yapabiliyor. Emniyetle trafiğin akışını sağlamak için Türk Deniz Kuvvetleri gerekli tedbirleri alıyor. NATO’nun sayılı mayın karşıtı filolarına sahibiz. Çok da yetenekli personellerimiz var” diye konuştu.

“Bu sorumsuzluk savaş suçudur”

BM’nin bu konuya el koyması ve bir soruşturma yapılması gerektiğini belirten Yaycı, “Bu sorumsuzluk savaş suçudur. ‘Ben savaşıyorum istediğimi yaparım’ denilemez. Rusya’nın yaptığı işgal kanunsuzdur ama Ukrayna’nın yaptığı da doğru değil. Biz tarafsız politikadan yanayız. Her iki tarafın da hatalarını ve hukuksuzluklarını söylemek zorundayız. Gemilerimizle, komandolarımızla, İHA- SİHA, uçaklarımız balıkçılarımız ve ticaret gemilerimizle çok ağır bir mali bedel ödüyoruz. Bunun hesabı sorulmalı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Uluslararası Adalet Divanı ve BM’ye suç duyurusunda bulunulmalı” şeklinde konuştu.

“Mayınlarla ilgili belirsizlik söz konusu”

“Ukrayna NATO üyesi olmadığı için bu mayınların ne kaydı vardır ne de sicil numaraları” diyen Yaycı, “Kaç tane mayının koptuğunu, kaç tane mayın yerleştirildiğini bilmiyoruz. Mayınların seri numaralarını bilmiyoruz. Bu mayınlara bakıldığında uzun zamandır denizde olmadığı da görülüyor. Denizde kirletme yapmak için Ukrayna’nın bırakmış olma durumu da söz konusu. Demirli mayın döşemenin bile belli kuralları var. Ama serseri mayın olarak bırakılması başlı başına çok ağır bir suç” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Continue Reading
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.